48,2905$%0,01
55,9613€%-0,08
65,3009£%0,01
6.712,22%-0,13
4.322,23%-0,15
%
02:00
İzocam, geri dönüşüm ve sürdürülebilir üretim yatırımlarıyla sektörde dönüşüme öncülük ediyor. Genel Direktör Kerem Kürklü, başarı hikâyeleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz özel röportajda şirketin sürdürülebilirlik vizyonunu ve hayata geçirdiği yatırımları anlattı.
Geri dönüşüm ve sürdürülebilir üretim, sanayinin geleceğini şekillendiren en önemli başlıklar arasında yer alıyor. Bu dönüşümün başarılı örneklerini ele aldığımız Başarı Hikâyeleri bölümümüzde, bu kez İzocam’ın sürdürülebilir üretim yaklaşımını mercek altına aldık. İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajda, şirketin geri dönüşüm alanındaki çalışmalarını, sürdürülebilir üretim yatırımlarını ve gelecek hedeflerini konuştuk. Röportajımızda İzocam’ın çevresel sorumluluk anlayışını üretim süreçlerine nasıl yansıttığını ve sektöre değer katan uygulamalarını tüm yönleriyle ele aldık.

İzocam, sürdürülebilirlik çalışmalarını uzun yıllardır kurumsal stratejisinin önemli bir parçası olarak yürütüyor. Bu yaklaşımın şirket kültürüne ve üretim anlayışına nasıl yansıdığını anlatabilir misiniz?
İzocam olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel sorumluluk başlığı altında ele almıyor; iş yapış biçimimizin, kurumsal kültürümüzün ve uzun vadeli büyüme stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Türkiye yalıtım sektörünün kurucusu ve lider markası olarak 1965 yılından bu yana yalnızca yüksek kaliteli yalıtım ürünleri geliştirmeyi değil, aynı zamanda ülkemizde enerji verimliliği bilincinin yaygınlaşmasına, sürdürülebilir yapılaşmanın gelişmesine ve sektör standartlarının yükselmesine öncülük etmeyi sorumluluğumuz olarak benimsiyoruz.
Bugün sürdürülebilirlik anlayışımız; üretimden Ar-Ge’ye, ürün geliştirmeden tedarik zincirine, çalışanlarımızın gelişiminden karar alma süreçlerine kadar tüm faaliyetlerimize entegre edilmiş durumda. Bu yaklaşımın en somut göstergelerinden biri de sürdürülebilirlik raporlamasına verdiğimiz önemdir. Türkiye yalıtım sektöründe bir ilki gerçekleştirerek yayımladığımız Sürdürülebilirlik Raporumuzla çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanındaki performansımızı uluslararası raporlama standartları doğrultusunda şeffaf bir şekilde paylaştık. Bu yıl yayımlayacağımız ikinci Sürdürülebilirlik Raporumuz ise sürdürülebilirliği tek seferlik bir proje olarak değil, sürekli gelişen ve tüm faaliyetlerimize yön veren bir yönetim anlayışı olarak benimsediğimizin önemli bir göstergesi olacak.

2050 net sıfır karbon emisyonu hedefimiz doğrultusunda karbon emisyonlarının azaltılması, enerji ve su verimliliğinin artırılması ile döngüsel ekonominin yaygınlaştırılması temel önceliklerimizi oluşturuyor. Bu hedefleri yalnızca çevresel performans göstergeleri olarak değil, aynı zamanda operasyonel verimliliği artıran, inovasyonu teşvik eden ve uzun vadeli değer yaratan stratejik öncelikler olarak değerlendiriyoruz. Bu nedenle sürdürülebilirlik, bugün İzocam’da tüm karar alma süreçlerine yön veren temel bir yönetim anlayışı haline gelmiş durumda.
İzocam tesislerini; üretim altyapısı, ürün grupları ve faaliyet alanları açısından kısaca tanıyabilir miyiz?Türkiye’nin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren tesislerimizle müşterilerimize kesintisiz üretim ve tedarik gücü sağlıyoruz. İzocam olarak bugün camyünü, taşyünü, ekstrüde polistiren (XPS), ekspande polistiren (EPS), kauçuk, polietilen ve sandviç panel olmak üzere yedi farklı yalıtım ürün grubunu aynı çatı altında üretebilen tek şirket konumundayız.
Geniş ürün portföyümüzle, yapıların tüm yalıtım ihtiyaçlarını kapsayan yalıtım ürünleri sunuyoruz. Temelden çatıya, cepheden iç mekanlara ve tesisat uygulamalarına kadar yapıların tüm yalıtım ihtiyaçlarını kapsayan ürünlerimizle konut, ticari ve endüstriyel projelere kapsamlı çözümler sağlıyoruz. Ürünlerimiz yalnızca enerji verimliliği sağlamakla kalmıyor; yangın güvenliği, ses yalıtımı, yoğuşma kontrolü ve yapı dayanıklılığı açısından da önemli avantajlar sunuyor.

Dünya Çevre Günü kapsamında paylaştığınız verilerde camyünü ve taşyünü ürün gruplarında geri kazanım oranlarının neredeyse %100 seviyesine ulaştığını açıkladınız. Bu başarıya ulaşmanızı sağlayan teknik yatırımlar ve proses iyileştirmeleri neler oldu?
Üretim hatlarımızda geri kazanım oranlarını artırmak amacıyla süreçlerimizi sistematik olarak iyileştirdik. İzocam olarak atık yönetimini yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda üretim verimliliğini artıran stratejik bir süreç olarak görüyoruz. Bu doğrultuda üretim süreçlerimizi standartlaştırdık; atıkları kaynağında ayrıştırdık; üretim içinde yeniden değerlendirilebilen malzemeler için geri besleme ve geri kazanım adımlarını güçlendirdik; proses ayarlarını atık oluşumunu azaltacak şekilde optimize ettik. Bu uygulamaları düzenli veri takibi ve sürekli iyileştirme çalışmalarıyla destekleyerek camyünü ve taşyünü hatlarında geri kazanım performansını neredeyse yüzde 100 seviyesine ulaştırdık. Bunun yanında farklı sektörlerle geliştirdiğimiz iş birlikleri sayesinde daha önce değerlendirilmesi güç olan bazı atıklarımızın yeniden ekonomiye kazandırılmasını sağlayarak döngüsel ekonomi yaklaşımımızı daha da güçlendirdik.
Bu çalışmalar hem geri dönüştürülemeyen atık miktarını azaltıyor hem de 2050 net sıfır karbon ve sıfır atık hedeflerimize ulaşma yolunda önemli katkılar sağlıyor.
Taşyünü atıklarının alternatif yakıt ve hammadde olarak çimento sektöründe değerlendirilmesi oldukça dikkat çekici bir uygulama. Bu geri kazanım modelini teknik açıdan anlatabilir misiniz? Bu iş birliği hem çevresel hem de ekonomik açıdan ne gibi kazanımlar sağlıyor?
Taşyünü atıklarının geri kazanımı, sürdürülebilirlik çalışmalarımız kapsamında geliştirdiğimiz en önemli uygulamalardan biri olarak öne çıkıyor. Geleneksel yöntemlerle geri kazanımı oldukça sınırlı olan taşyünü atıkları için farklı sektörlerle iş birlikleri geliştirerek döngüsel ekonomiye katkı sağlayan yeni bir model oluşturduk.
Bu model kapsamında daha yüksek ve daha alçak kalorili atıklarla karışım haline getirilen taşyünü atıkları, çimento sektöründe alternatif yakıt ve hammadde olarak değerlendiriliyor. Böylece daha önce bertaraf edilmesi gereken atıklar yeniden ekonomiye kazandırılırken, doğal kaynak kullanımının azaltılmasına da katkı sağlanıyor.

Bu yaklaşım yalnızca atık miktarını azaltmakla kalmıyor; aynı zamanda farklı sektörler arasında kaynak verimliliğini artıran başarılı bir endüstriyel işbirliği örneği oluşturuyor. Çevresel açıdan atıkların depolama ihtiyacını azaltırken, ekonomik açıdan da kaynakların daha verimli kullanılmasına ve döngüsel ekonomi modelinin güçlenmesine katkı sağlıyor.
Üretim tesislerinizde atık oluşumunu azaltmak, malzeme kayıplarını önlemek ve üretim verimliliğini artırmak amacıyla hangi kontrol, otomasyon, izleme ve dijital yönetim sistemlerinden faydalanıyorsunuz?Üretim tesislerimizde dijitalleşmeyi operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir üretim ve rekabet gücümüzü destekleyen stratejik bir yatırım alanı olarak görüyoruz. Günümüzde üretimde başarı, yalnızca kapasiteyle değil; verinin doğru yönetilmesi, süreçlerin anlık izlenebilmesi ve hızlı karar alınabilmesiyle de şekilleniyor.
Bu nedenle tesislerimizde gerçek zamanlı veri izleme, dijital veri yönetimi ve akıllı sensör teknolojilerinden yararlanıyoruz. Bu kapsamda Tarsus tesisimizde devreye aldığımız Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi; sıcaklık, basınç, enerji tüketimi ve benzeri kritik verileri akıllı sensörlerden otomatik olarak topluyor. Merkezi izleme sayesinde proses sapmaları erken tespit ediliyor, veri hazırlama süresi kısalıyor ve karar alma süreçleri hızlanıyor.
Önümüzdeki dönemde bu platforma yapay zekâ destekli analiz, Enerji Yönetim Sistemi (EMS), İstatistiksel Süreç Kontrolü (SPC) ve ileri analitik modüllerini de entegre ederek enerji yönetimi, kalite süreçleri, bakım planlaması ve üretim optimizasyonu alanlarında dijital yetkinliklerimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz.

Tarsus tesisimizde uyguladığımız yapay zekâ destekli forklift sistemi ise dijital dönüşüm çalışmalarımızın çalışan güvenliği ve operasyonel verimliliğe yönelik önemli uygulamalarından biri. Yapay zekâ, RTLS (Real Time Location System) ve UWB (Ultra Wide Band) teknolojileri sayesinde forkliftler ve çalışanlar gerçek zamanlı izleniyor; riskli durumlarda operatör uyarılıyor ve gerekli hallerde forklift hızı otomatik olarak düşürülebiliyor. Böylece saha operasyonlarının daha güvenli, kontrollü ve kesintisiz yürütülmesine katkı sağlanıyor.
Son yıllarda su tüketiminin azaltılması, enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının düşürülmesine yönelik hangi yatırım projelerini hayata geçirdiniz? Bu yatırımların üretim performansına ve çevresel göstergelere etkileri neler oldu?
Sürdürülebilirlik yol haritamız doğrultusunda çevresel etkilerimizi azaltmaya yönelik yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşmayı, 2030 yılına kadar su tüketimimizi yüzde 50 azaltmayı ve geri dönüştürülemeyen atık miktarını sıfıra indirmeyi hedefliyoruz.
Bu kapsamda Tarsus tesisimizde su tüketiminin yoğun olduğu soğutma sistemlerinde kuru tip soğutma kule teknolojisine geçiş gerçekleştirdik. Bu yatırım sayesinde hem su tüketimini hem de oluşan atık su miktarını önemli ölçüde azaltmayı başardık.

Enerji verimliliği tarafında ise proses optimizasyonu, dijital izleme altyapıları ve üretim süreçlerinde yürüttüğümüz iyileştirme çalışmalarıyla kaynak kullanımını daha etkin yönetiyoruz. Bu yatırımlar operasyonel verimliliğimizi artırırken karbon emisyonlarımızın azaltılmasına da doğrudan katkı sağlıyor.
2026 yılı itibarıyla özellikle Kapsam 3 emisyonlarının azaltılmasına odaklandığınızı görüyoruz. Tedarik zinciri ve lojistik süreçlerinde yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Karbon yönetimimizi yalnızca üretim tesislerimizle sınırlı görmüyor, değer zincirimizin tamamını kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bu doğrultuda 2026 yılı itibarıyla çalışmalarımızda Kapsam 3 emisyonlarının azaltılmasına daha fazla odaklanıyoruz.
Bu kapsamda lojistik operasyonlarımızda taşıma rotalarının optimize edilmesi, yükleme verimliliğinin artırılması ve daha düşük karbon ayak izine sahip filo yapılarının tercih edilmesi yönünde çalışmalar yürütüyoruz. Şirket araçlarımızda hibrit ve alternatif yakıtlı araçlara geçiş de bu dönüşümün önemli parçalarından birini oluşturuyor.
Tedarik zincirinde ise satın alma süreçlerimizi de sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda sürekli geliştiriyoruz. Hammadde ve ambalaj seçimlerinde geri dönüştürülmüş içerik kullanımını artırmaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bugün hammadde girdilerimizde yüzde 80’e, ambalajlarımızda ise yüzde 70’e varan oranlarda geri dönüştürülmüş (recycle) malzeme kullanıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde hem doğal kaynak tüketiminin azaltılmasına hem de ürünlerimizin yaşam döngüsü boyunca oluşan karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyoruz.
Amacımız yalnızca kendi operasyonlarımızın değil, tedarik zincirimizin tamamının çevresel performansını iyileştirerek sürdürülebilir büyüme hedeflerimize katkı sağlamak. Bu nedenle lojistikten satın almaya kadar tüm süreçlerimizi düşük karbonlu ve döngüsel ekonomi odaklı bir anlayışla geliştirmeye devam ediyoruz.
Günümüzde sürdürülebilir üretimin önemli başlıklarından biri de dijitalleşme. İzocam tesislerinde veri analitiği, yapay zekâ destekli uygulamalar, kestirimci bakım, enerji izleme veya dijital üretim yönetimi gibi teknolojilerden hangi alanlarda yararlanıyorsunuz?
İzocam olarak dijitalleşmeyi üretim verilerinin görünürlüğünü artıran, süreçlerin daha hızlı yönetilmesini sağlayan ve sürdürülebilirlik performansını destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda veri analitiği, otomasyon ve yapay zekâ uygulamalarından üretim planlama, gerçek zamanlı izleme, tahminleme ve karar destek süreçlerinde aktif olarak yararlanıyoruz.

ERP (Enterprise Resource Planning) altyapımızın yenilenmesi, veri analitiği uygulamaları, robotik süreç otomasyonları ve yapay zekâ destekli tahminleme sistemleri sayesinde üretim süreçlerimizi çok daha etkin yönetebiliyoruz. Özellikle Tarsus Tesisimizde devreye aldığımız Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi ile bugün üretim sahasında oluşan verileri tek merkezde toplayarak süreçleri gerçek zamanlı izleyebiliyoruz. Bu altyapı, ilerleyen dönemde yapay zekâ destekli analizler, enerji yönetimi, kalite kontrolü, kestirimci bakım ve ileri veri analitiği gibi uygulamaların da devreye alınmasına olanak sağlayacak.
Önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm yatırımlarımızı diğer tesislerimize de yaygınlaştırarak üretim süreçlerimizi daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha esnek bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz.
Yeni yatırım kararları alınırken çevresel performans, enerji verimliliği, otomasyon altyapısı ve mühendislik çözümleri açısından hangi kriterleri önceliklendiriyorsunuz? Teknoloji iş ortaklarınızı seçerken hangi unsurlar belirleyici oluyor?
Yeni yatırım kararlarımızı değerlendirirken sürdürülebilirlik hedeflerimizle uyumlu, uzun vadeli değer yaratacak teknolojilere öncelik veriyoruz. Enerji verimliliğini artıran, doğal kaynak kullanımını azaltan, karbon emisyonlarını düşüren ve üretim süreçlerinde verimliliği yükselten çözümler temel değerlendirme kriterlerimizi oluşturuyor.
Bunun yanında yatırım yapılacak teknolojilerin otomasyon seviyesinin yüksek olması, mevcut sistemlerle entegre çalışabilmesi, karar alma süreçlerini destekleyecek veri üretebilmesi ve gelecekte geliştirilebilir bir altyapı sunması bizim için büyük önem taşıyor. Teknoloji iş ortaklarımızı seçerken ise mühendislik yetkinliği, küresel bilgi birikimi, sürdürülebilirlik vizyonu ve uzun vadeli iş birliği yaklaşımı belirleyici oluyor.
Bu doğrultuda yatırımları değerlendirirken, teknik uygunluk kadar toplam sahip olma maliyeti, enerji tasarrufu potansiyeli, bakım gereksinimi, siber güvenlik ve ölçeklenebilirlik kriterlerini birlikte değerlendiriyoruz. İş ortaklarından ise referans projeler, entegrasyon kabiliyeti, performans garantileri ve ölçülebilir sürdürülebilirlik çıktıları bekliyoruz.
Amacımız yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan yatırımlar yapmak değil; geleceğin üretim anlayışına uyum sağlayacak esnek, dijital ve sürdürülebilir bir üretim altyapısını kademeli olarak hayata geçirmek.
Son olarak, geri dönüşüm ve sürdürülebilir üretim alanında yatırım yapmayı planlayan sanayi kuruluşlarına vermek istediğiniz mesaj nedir?
Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; rekabet gücünü, operasyonel verimliliği ve uzun vadeli kurumsal dayanıklılığı belirleyen temel faktörlerden biri haline geldi. Bu nedenle geri dönüşüm, kaynak verimliliği ve dijitalleşme alanında yapılacak yatırımların işletmelere yalnızca çevresel değil, ekonomik açıdan da önemli avantajlar sağlayacağına inanıyoruz.
Bizim deneyimimiz, sürdürülebilirlik çalışmalarında en önemli unsurun kurumsal tutarlılık ve süreklilik olduğunu gösteriyor. Ölçülebilir hedefler belirlemek, performansı düzenli olarak izlemek, çalışanları sürece dahil etmek ve sürekli iyileştirme kültürünü kurumun tüm süreçlerine yaymak başarıyı kalıcı hale getiriyor.
İklim değişikliğiyle mücadele, kaynakların verimli kullanılması ve döngüsel ekonominin yaygınlaştırılması konusunda tüm sanayi kuruluşlarının ortak sorumluluğu bulunuyor. Deneyim paylaşımının, sektörler arası iş birliklerinin ve ortak aklın bu dönüşümü hızlandıracağına inanıyor; geleceğin sanayisinin düşük karbonlu, kaynak verimliliğini esas alan ve dijitalleşmeyle desteklenen üretim anlayışıyla şekilleneceğini öngörüyoruz.
Yeni dönemde sektörde daha kapsayıcı ve daha aktif bir yapı hedefleniyor…
BAŞARI HİKAYELERİ
Emerson, BP tarafından işletilen şah deniz sıkıştırma projesini otomatikleştirecek
1
Ülkemizde üretilen her 10 aracın 8’inde bizim çeliğimiz kullanılıyor
14911 kez okundu
2
AGT Antalya biyokütle enerji santrali elektrik üretimine başladı
14621 kez okundu
3
Ürün dolumunda yüzde yüz randıman veren flowmetreler kullanıyoruz
14593 kez okundu
4
Kullanım kolaylığı ve sektör tecrübesi ile Esgaz’ın tercihi Krohne oldu
14494 kez okundu
5
Gelecek 3 yıllık vizyonumuzda emniyet ve dijitalleşme projeleri ön planda
14477 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.