46,4517$% -0.02
53,2067€% -0.04
61,3452£% 0.04
6.202,08%-1,35
4.153,93%-1,32
14.746,91%-0,54
02:00
18 Haziran 2026 Perşembe
1990 yılından bu yana sürdürülebilir büyüme vizyonuyla faaliyet gösteren ASAŞ, 2025 yılında da güçlü üretim kapasitesi, yüksek katma değerli ürün portföyü ve ihracat odaklı stratejileriyle sanayi sektöründe başarılı bir performans sergiledi. Alüminyum profilden kompozit panellere, PVC sistemlerden panjur profillerine kadar geniş ürün yelpazesiyle hem yurtiçi hem yurtdışı pazarlarda önemli projelere imza atan ASAŞ, sektördeki lider konumunu pekiştirmeye devam ediyor.
3.000’den fazla çalışanı, geniş entegre üretim tesisleri ve gelişmiş AR-GE kabiliyetiyle ASAŞ, Türkiye sanayisine yön vermeye devam ederken, sürdürülebilirlik, kalite ve yenilikçilik odağında yürüttüğü çalışmalarla yalnızca Türkiye’de değil, küresel ölçekte de rekabet gücünü artırıyor.
İSO 500 listesinde 68. sırada yer alan ASAŞ’ın başarısı; şirketin stratejik vizyonunun, teknolojiye ve insan kaynağına yaptığı yatırımların ve müşteri odaklı yaklaşımının somut bir sonucu olarak öne çıkıyor. Bu başarı aynı zamanda Türk sanayisinin dünya çapındaki rekabet gücünü artırmaya yönelik atılan kararlı adımların da önemli bir göstergesi niteliğinde.
ASAŞ, önümüzdeki dönemde de üretim gücünü artırmaya, ihracat pazarlarında büyümeye, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir üretim anlayışını daha da geliştirmeye odaklanıyor. Sanayide dijital dönüşüm, yeşil üretim, enerji verimliliği ve insan kaynağına yapılan yatırımlar, ASAŞ’ın gelecek vizyonunun temel taşlarını oluşturuyor.
Türkiye’nin dört bir yanına yayılan üretim altyapısıyla faaliyetlerini sürdüren Enerjisa Üretim, yenilenebilir enerji alanındaki büyümesini kararlılıkla sürdürüyor. Şirketin ürettiği temiz enerji, yaklaşık 2,6 milyon hanenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer bir büyüklüğe ulaşırken, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sunuyor.
Rüzgâr enerjisinde 1.000 MW kurulu güç eşiğini aşan ilk şirket olarak Türkiye enerji sektöründe önemli bir ilke imza atan Enerjisa Üretim, bu alandaki öncü konumunu yeni yatırımlarla daha da ileri taşımaya devam ediyor. Şirket, rüzgâr enerjisindeki kapasitesini 2.500 MW seviyesine ulaştırma hedefi doğrultusunda büyüme yolculuğunu kararlılıkla sürdürürken, Türkiye’nin enerji dönüşümünde referans noktası haline gelen ölçek ve tecrübesini daha da güçlendiriyor.
Son bir yılda 5 RES projesi devreye alındı, 9 yeni projede çalışmalar sürüyor
Son bir yılda Aydın’da Kestanederesi RES, Dampınar RES ve Hacıhıdırlar RES, Balıkesir’de Uygar RES ve Çanakkale’de Armutçuk RES olmak üzere toplam beş projesini devreye alan Enerjisa Üretim; Muğla’da üç, Çanakkale, Kırklareli ve Edirne’de birer rüzgar santrali projesinin yanı sıra Tekirdağ, İzmit ve Samsun’da birer depolamalı RES projesinde çalışmalarına devam ediyor.
Rüzgâr ve güneş enerjisi alanındaki yatırımlarını planlanan takvim doğrultusunda ilerleten şirket, operasyonel mükemmeliyet, verimlilik ve ölçek ekonomisi odağında portföyünü büyütmeye devam ediyor.
“Daha temiz ve daha güçlü bir enerji geleceği için çalışıyoruz”
Sabancı Holding Stratejik Yatırımlar ve Operasyonlar Başkanı ve Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, Dünya Yenilenebilir Enerji Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji, ekonomik dayanıklılıktan enerji bağımsızlığına, sanayide katma değer yaratmaktan sürdürülebilir büyümeye kadar ülkelerin geleceğini şekillendiren stratejik bir itici güç haline geldi. Enerji dönüşümünün hız kazandığı bu dönemde, yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı güçlü bir üretim altyapısı oluşturmak, aynı zamanda geleceğin ekonomik ve stratejik gücünü inşa etmek anlamına geliyor.
Enerjisa Üretim olarak biz, enerji üretimini yalnızca bugünün ihtiyacını karşılayan bir faaliyet alanı olarak görmüyor; 4.500 MW’dan fazla aktif işletme kapasitemizle yürüttüğümüz operasyonlarımızı, Türkiye’nin enerji bağımsızlığına ve sanayisinin dönüşümüne hizmet eden daha büyük bir yapının parçası olarak konumluyoruz. Yatırım sürecindeki projelerimizin tamamlanmasıyla birlikte ulaşacağımız 6.250 MW portföy büyüklüğü, Türkiye’nin enerji dönüşümüne duyduğumuz güvenin ve uzun vadeli yatırım kararlılığımızın en somut göstergelerinden biri.
Bugün ulaştığımız nokta, yıllardır sürdürdüğümüz yatırımların ve geleceğe duyduğumuz güvenin en somut göstergelerinden biri. Odağımız; teknolojiyi, dijitalleşmeyi ve sürdürülebilirliği bir araya getirerek enerji dönüşümüne hız kazandıran, daha güçlü ve daha dirençli bir enerji ekosistemi inşa etmek.
Bu anlayışla, Türkiye’nin enerji dönüşümüne yön veren lider organizasyonlardan biri olarak sorumluluğumuzun farkındayız. Yenilenebilir enerji yatırımlarımızı büyütürken aynı zamanda geleceğin enerji ekosistemini de tasarlıyor; ülkemizin enerji güvenliğine, ekonomik kalkınmasına ve küresel rekabet gücüne uzun vadeli değer yaratacak bir vizyonla çalışıyoruz. Enerjinin geleceğinin daha temiz, daha akıllı ve daha bağımsız bir yapıyla yükseleceğine inanıyoruz. Bu geleceği inşa eden kurumlar arasında yer almayı sürdüreceğiz.”
Aksoy Holding ile İstanbul Teknik Üniversitesi’nin ortak vizyonuyla hayata geçirilen laboratuvarın açılışına Aksoy Holding Kurucu Başkanı Erdal Aksoy, Aksoy Holding CEO ve Başkan Yardımcısı Batu Aksoy, Aksoy Holding Başkan Yardımcısı Banu Aksoy, şirket yöneticileri, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Kocaarslan ile İTÜ akademik kadrosu ve iş dünyası temsilcileri katıldı.
Uygulamaya dayalı eğitim ve ileri teknoloji altyapısı
Türkiye’nin yapay zekâ ve robotik ekosisteminin gelişimine ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunmayı amaçlayan laboratuvar, ileri teknoloji altyapısıyla eğitim, araştırma ve uygulamayı aynı çatı altında buluşturuyor.
Laboratuvar bünyesinde robotik ve otomasyon teknolojilerinde küresel ölçekte öncü konumda bulunan OMRON ve Unitree gibi markaların ileri teknoloji ürünleri yer alıyor. Aynı anda 15 araştırmacının çalışabileceği şekilde tasarlanan bu merkez yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yönelik uygulamalı araştırma altyapısıyla öne çıkıyor.
Laboratuvarda çalışmalar; endüstriyel üretim süreçlerini daha verimli ve güvenli hâle getirecek robotik sistemlerin geliştirilmesi, makine öğrenmesi ve yapay zekâ teknolojilerinin gerçek dünya uygulamalarına yönelik araştırmaların yürütülmesi ile çevresini algılayarak bağımsız karar verebilen otonom sistemlerin tasarlanması olmak üzere üç temel eksende gerçekleştirilecek. Laboratuvar, öğrencilere teorik bilgilerini gerçek üretim senaryolarında test etme, prototip geliştirme ve disiplinler arası projelerde yer alma imkânı sunarken, akademik çalışmaların sanayi uygulamalarına dönüşmesini destekleyen önemli bir araştırma ve geliştirme merkezi olarak konumlanacak.
Türkiye’nin yapay zekâ ve robotik ekosistemine somut katkı sağlayacak
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aksoy Holding Kurucu Başkanı Erdal Aksoy, “1966 yılında mezun olduğum İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde böyle bir laboratuvarın hayata geçirilmesine katkı sunmak bizim için son derece anlamlı ve gurur verici. Günümüzde küresel rekabette fark yaratan unsurların başında ileri teknoloji üretimi, nitelikli insan kaynağı ve üniversite-sanayi entegrasyonu geliyor. Bu iş birliğinin genç mühendislerin yetkinliklerini geliştireceğine, sanayinin ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümlerin ortaya çıkmasını destekleyeceğine ve Türkiye’nin teknoloji ekosistemi ile yapay zekâ alanındaki stratejik hedeflerine uzun vadeli değer katacağına inanıyoruz.” dedi.
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, “İTÜ Erdal Aksoy Endüstriyel Robotik ve Yapay Zekâ Laboratuvarı’nı; yapay zekâ, robotik ve otonom sistemler alanlarında geleceğin teknolojilerinin geliştirileceği önemli bir araştırma ve üretim ekosistemi olarak görüyoruz. İTÜ olarak geleneksel üniversite-sanayi iş birliği anlayışının ötesinde, birlikte öğrenmeyi ve birlikte değer üretmeyi merkeze alan üniversite-sanayi “birlikte iş yapma” modelini benimsiyoruz. Çünkü gerçek öğrenmenin; öğrencilerin, akademisyenlerin, mezunların ve sektör temsilcilerinin ortak hedefler etrafında buluştuğu, birlikte geliştirdiği ve birbirinden öğrendiği ortamlarda gerçekleştiğine inanıyoruz. Bu nedenle bu laboratuvarı bir araştırma altyapısından öte, birlikte öğrenme ve birlikte geliştirme kültürümüzü güçlendiren bir ekosistem olarak görüyoruz.” değerlendirmelerinde bulundu.
İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Kocaarslan ise açılışta yaptığı konuşmada laboratuvarın yalnızca fiziki bir altyapı yatırımı olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sunacak stratejik bir adım olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Kocaarslan, İTÜ Erdal Aksoy Endüstriyel Robotik ve Yapay Zekâ Laboratuvarı’nın mezun desteği, kurumsal vizyon ve ortak çabanın somut bir ürünü olduğunu belirterek, laboratuvarın genç mühendisler, araştırmacılar ve sanayi için değer üretecek güçlü bir çalışma ortamı sağlayacağını ifade etti.
Küresel ekonomideki belirsizlikler, maliyet baskıları ve değişen tüketici alışkanlıklarına rağmen el örgü iplik sektörü, ihracat performansı ve yenilikçi ürün yatırımlarıyla büyümesini sürdürüyor.
İkinci Yarıda Gözler Yeni Sezon Siparişlerinde
Yılın ilk altı ayını değerlendiren Etrofil El Örgü İplikleri Yönetim Kurulu Başkanı Toygun Batallı, “2026 yılının ilk altı ayı bizim açımızdan temkinli ancak verimli geçen bir dönem oldu. Yıl başında belirlediğimiz hedeflerin önemli bir bölümüne ulaştık. Özellikle ihracat, ürün geliştirme ve mevcut müşteri ilişkilerini güçlendirme alanlarında planladığımız adımları büyük ölçüde hayata geçirdik. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla satışlarımızda dengeli bir büyüme yakaladık. İç pazarda talep daha kontrollü bir seyir izlerken, ihracat tarafında daha güçlü bir performans sergiledik. Avrupa, Amerika ve mevcut distribütörlük pazarlarımızda Etrofil markasına olan ilginin devam ettiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Yılın ilk yarısında yeni ürün geliştirme, numune yönetimi, planlama ve müşteri iletişimi süreçlerinde teknolojiyi daha etkin kullanmaya başladık. Dijital dönüşüm yatırımlarımızı yılın ikinci yarısında da sürdürmeyi planlıyoruz. Yeni sezon siparişleriyle birlikte sektörün daha hareketli bir döneme gireceğini öngörüyoruz. Yılın geri kalanında doğal içerikler, sürdürülebilir üretim anlayışı, hafif ve yumuşak tuşeli iplikler, premium ambalaj tasarımları ve güçlü renk hikâyelerine sahip koleksiyonların öne çıkacağını düşünüyoruz. Bu doğrultuda yenilikçi, katma değeri yüksek ve global pazarlarda rekabet gücümüzü artıracak ürünler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.
Türkiye’nin Güçlü Tekstil Altyapısı İhracatı Destekliyor
Türkiye’nin el örgü ipliği alanında Avrupa’nın en güçlü üreticileri arasında yer aldığını belirten Batallı, “İplik sektörüne baktığımızda Türkiye’nin yıllık ihracatının yaklaşık 12 milyar dolar seviyesinde olduğunu görüyoruz. El örgü iplikleri ise bu büyük yapının daha niş ancak katma değeri yüksek segmentlerinden birini oluşturuyor. Türkiye’nin el örgü iplikleri ihracatı bugün yaklaşık 450-500 milyon dolar seviyesinde bulunuyor. Etrofil El Örgü İplikleri olarak biz de bu güçlü ekosistemin önemli bir parçasıyız. Kalite, sürdürülebilirlik ve tasarım odaklı yaklaşımımız sayesinde Avrupa başta olmak üzere birçok pazarda rekabet gücümüzü her geçen gün artırıyoruz” dedi.
Doğal İçerikli ve Premium Ürünlere Talep Artıyor
Küresel tüketici eğilimlerinin iplik sektörünü doğrudan etkilediğini belirten Batallı, “Özellikle doğal içerikli ve sürdürülebilir ürünlere yönelik talep oldukça yükseldi. Organik pamuk, merino yün, alpaka karışımları ve özel efektli ipliklerin yılın ilk yarısında öne çıkan ürün grupları arasında yer alıyor. Tüketiciler artık yalnızca ürünün teknik özelliklerine değil, üretim hikâyesine, sürdürülebilirlik yaklaşımına ve koleksiyon bütünlüğüne de önem veriyor” açıklamasında bulundu.
Kadının Ev İçi Emeği Ekonomik Değere Dönüşüyor
Batallı, “Büyüyen sektörle birlikte ev içi üretim, dijitalleşmenin de etkisiyle kayıt dışı bir uğraş olmaktan çıkarak önemli bir ekonomik girişimcilik alanına dönüşüyor. Bugün birçok kadın kendi markasını oluşturuyor, sosyal medya üzerinden müşteri kitlesi edinerek evden yönettiği küçük işletmesini sürdürülebilir bir gelir modeline dönüştürüyor. El örgüsü ekonomisi yalnızca üreticilere değil; iplik, aksesuar, ambalaj, kargo ve dijital pazarlama gibi pek çok yan sektöre de katkı sağlayarak geniş bir ekonomik ekosistemi harekete geçiriyor” diyerek sözlerini noktaladı.
Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 araştırmasında Dardanel Önentaş Gıda Sanayi A.Ş. 429’uncu, Önen Gıda San. A.Ş. ise 462’nci sırada yer aldı. Sushi, sandviç ve hazır yemek gibi yenilikçi kategorilerde büyümesini sürdüren Önen Gıda, İSO 500’e girerek Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşları arasındaki yerini aldı.
Niyazi Önen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Önen, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Türkiye sanayisinin en önemli araştırmalarından biri olan İSO 500’de iki şirketimizle yer aldık. Dardanel Önentaş, sektör deneyimi ve güçlü marka kimliğiyle grubumuzun lokomotif şirketlerinden biri olmayı sürdürürken, Önen Gıda son yıllarda yakaladığı ivmeyle büyüme hedeflerimizde önemli bir rol üstleniyor.
Önümüzdeki dönemde de yeni kategoriler geliştirmeye, katma değerli üretime, uluslararası pazarlardaki varlığımızı güçlendirmeye ve ülkemiz ekonomisine değer yaratmaya devam edeceğiz.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.