48,2905$%0,01
55,9613€%-0,08
65,3009£%0,01
6.712,22%-0,13
4.322,23%-0,15
%
02:00
ENOSAD’ın 11. döneminde daha kapsayıcı, görünür ve sektörün dönüşümünde daha aktif bir yapı hedefleniyor. ENOSAD Başkanı Cem Şanlımeşhur ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajda, proses otomasyonundan yapay zekâya, dijitalleşmeden nitelikli insan kaynağına kadar sektörün geleceğini şekillendiren başlıkları konuştuk.
Endüstriyel otomasyon, Türkiye sanayisinin rekabet gücünü belirleyen stratejik alanların başında geliyor. ENOSAD’ın 11. dönem başkanlığını üstlenen Cem Şanlımeşhur ile bu dönüşümün sektör açısından taşıdığı önemi kapsamlı bir röportajla ele aldık. Özel röportajımızda; proses otomasyonunun ENOSAD içerisindeki temsilinden yapay zekâ ve endüstriyel verinin kullanımına, enerji verimliliğinden siber güvenliğe ve nitelikli insan kaynağına kadar birçok kritik başlığı değerlendirdik. Şanlımeşhur, Türkiye’nin mühendislik ve uygulama kabiliyetini daha ileriye taşıması, kendi teknolojilerini geliştirmesi ve otomasyon sektörünü uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma getirmesi gerektiğine dikkat çekti.

ENOSAD’ın 11. Dönem Başkanlığı görevini üstlendiniz. Bu görevi sadece bir yönetim değişikliği olarak değil, Türkiye endüstriyel otomasyon sektörünün geleceği açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde öncelikli hedefleriniz neler olacak?
ENOSAD Başkanlığını bir unvandan çok, sektörümüze karşı önemli bir sorumluluk olarak görüyorum. ENOSAD, 20 yılı aşkın süredir Türkiye’de endüstriyel otomasyon sektörünün gelişimi için çalışan ve sektörün önemli oyuncularını aynı çatı altında buluşturan bir yapı. 11. dönemde bizim sorumluluğumuz, bugüne kadar oluşan bu birikimi korurken derneği sektörün değişen ihtiyaçlarına göre daha ileriye taşımak.
Türkiye güçlü bir sanayi ülkesi ve otomasyon, sanayimizin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri haline geliyor. Dijitalleşme, yapay zekâ, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve siber güvenlik gibi konuları artık otomasyondan bağımsız düşünmek mümkün değil. Dolayısıyla ENOSAD’ın da sadece teknolojiyi takip eden değil, sektörün dönüşümüne yön veren ve sanayinin geleceğine ilişkin söz söyleyen bir yapı olması gerektiğine inanıyorum.
Bu dönemde önceliklerimizden biri ENOSAD’ın temsil gücünü genişletmek. Fabrika otomasyonundan proses otomasyonuna, makine üreticilerinden sistem entegratörlerine, yazılım şirketlerinden ölçüm ve enstrümantasyon firmalarına kadar sektörün bütün bileşenlerini daha güçlü biçimde aynı platformda buluşturmak istiyoruz.
Üyelerimiz arasındaki iş birliğini artırmak, sektörün ortak sorunlarında daha güçlü bir ses oluşturmak ve Türk otomasyon firmalarının uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırmak da hedeflerimiz arasında.
Özetle, 11. dönemde daha kapsayıcı, daha görünür, üyelerine daha fazla değer üreten ve Türkiye’nin endüstriyel dönüşümünde daha aktif rol alan bir ENOSAD hedefliyoruz.

ENOSAD uzun yıllardır daha çok fabrika otomasyonu ve makine üreticileriyle anılıyor. Oysa proses endüstrileri; ölçüm teknolojileri, kontrol vanaları, enstrümantasyon ve proses güvenliği gibi alanlarla otomasyonun en kritik uygulamalarını barındırıyor. Yeni dönemde proses sektörünün ENOSAD içerisindeki temsilini nasıl görüyorsunuz?
ENOSAD’ın önemli güçlerinden biri, endüstriyel otomasyonun farklı alanlarında faaliyet gösteren firmaları aynı çatı altında buluşturması. Bununla birlikte proses otomasyonu tarafının dernek içerisinde daha güçlü temsil edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Rafineri, petrokimya, enerji, kimya, gıda, ilaç gibi proses endüstrilerinde otomasyon sadece üretkenliği artıran bir unsur değil; tesisin güvenli, verimli ve kesintisiz çalışmasının temel bileşenlerinden biri. Ölçüm teknolojilerinden saha enstrümantasyonuna, kontrol vanalarından analiz ve proses kontrol sistemlerine kadar çok geniş bir alandan bahsediyoruz.
11. dönemde proses otomasyonu alanında faaliyet gösteren üreticilerin, distribütörlerin, mühendislik firmalarının ve sistem entegratörlerinin ENOSAD içerisinde daha görünür olmasını ve bu alandaki temsil gücümüzün artmasını istiyoruz.
Ancak fabrika otomasyonu ile proses otomasyonunu birbirinden ayrıştırmayı da doğru bulmuyorum. ENOSAD’ın her iki dünyanın da güçlü biçimde temsil edildiği ortak bir platform olması gerektiğine inanıyorum. Zaten dijitalleşmeyle birlikte bu iki alan arasındaki sınırlar da giderek azalıyor.
Hedefimiz ENOSAD’ın mevcut gücünün üzerine proses otomasyonu tarafını da daha güçlü şekilde eklemek ve Türkiye endüstriyel otomasyon sektörünü mümkün olduğunca geniş bir çerçevede temsil etmek.
Endüstri 4.0’dan bugün yapay zekâ destekli üretim ve otonom tesislere doğru evrilen bir süreç yaşıyoruz. Sizce önümüzdeki 10 yılda rekabet avantajını belirleyecek unsur donanım yatırımları mı olacak, yoksa veriyi doğru yöneten ve proses bilgisini dijitalleştiren şirketler mi öne çıkacak?
Ben bunu donanım ya da veri diye birbirinden ayrılabilecek iki konu olarak görmüyorum. Özellikle proses endüstrilerinde doğru ve güvenilir verinin başlangıç noktası hâlâ saha. Doğru ölçüm yapmıyorsanız, kullandığınız en gelişmiş yazılımın veya yapay zekânın da size doğru sonuç vermesini bekleyemezsiniz.
Ama önümüzdeki 10 yılda asıl rekabet avantajının sadece daha fazla otomasyon ekipmanı satın almaktan değil, sahadan elde edilen veriyi anlamlandırabilmekten geleceğini düşünüyorum. Sonuçta aynı teknolojiye ve benzer ekipmanlara birçok şirket ulaşabilir. Farkı, o teknolojiyi kendi proses bilgisiyle birleştirebilen şirketler yaratacak.
Proses bilgisinin dijitalleştirilmesini bu nedenle çok önemsiyorum. Bugün birçok tesiste yıllar içinde oluşmuş ciddi bir mühendislik ve işletme tecrübesi var. Ancak bu bilgi çoğu zaman insanların tecrübesinde kalıyor. Bunu veriye, algoritmalara ve karar destek sistemlerine aktarabildiğimiz ölçüde dijital dönüşüm gerçek anlamda değer üretmeye başlıyor.

Yapay zekâ da bunun çok güçlü bir parçası olacak. Ama tek başına bir çözüm değil. Güvenilir saha verisi, proses bilgisi ve doğru dijital altyapı olmadan yapay zekâdan beklenen faydayı elde etmek mümkün değil.
Dolayısıyla gelecekte farkı teknolojiyi sadece satın alanlar değil; doğru ölçen, verisini doğru yöneten, proses bilgisini dijitalleştiren ve bunların hepsini birlikte kullanabilen şirketler yaratacak.
Literatürde sıkça vurgulanan “Ölçemediğinizi yönetemezsiniz.” yaklaşımı bugün her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Sizce Türk sanayisi proses verisini gerçekten katma değere dönüştürebiliyor mu, yoksa hâlâ veri toplama aşamasında mı?
“Ölçemediğinizi yönetemezsiniz” sözü proses endüstrileri açısından işin temelini çok iyi özetliyor. Ama bugün buna bir adım daha eklememiz gerekiyor: Ölçmek tek başına yeterli değil. Ölçtüğünüz veriyi anlamlandırmanız ve doğru kararların parçası haline getirmeniz gerekiyor.
Türk sanayisine baktığımızda bu konuda ciddi yatırımlar yapıldığını görüyoruz. Birçok tesisimiz artık çok büyük miktarda proses verisi topluyor. Ancak bu veriyi aynı ölçüde katma değere dönüştürdüğümüzü henüz söyleyemeyiz. Veriyi toplamakla veriden değer üretmek arasında hâlâ bir mesafe var.
Asıl değer, bu veriyi üretim kalitesini artırmak, enerji tüketimini azaltmak, bakım ihtiyacını önceden görmek, plansız duruşları azaltmak ve prosesi sürekli optimize etmek için kullandığınızda ortaya çıkıyor. Bunun için de sadece teknoloji yatırımı yetmiyor; proses bilgisi, doğru mühendislik ve veriyi yorumlayabilecek insan kaynağı gerekiyor.
Bence önümüzdeki dönemde sormamız gereken soru çok net: “Ne kadar veri topluyoruz?” değil, “Topladığımız veriden ne kadar değer üretebiliyoruz?”
Sektörümüzün önemli sorunlarından biri nitelikli insan kaynağı. Üniversiteler ile sanayi arasındaki iş birliğinin güçlenmesi için ENOSAD nasıl bir rol üstlenebilir? Özellikle genç otomasyon ve kontrol mühendislerinin gelişen endüstri ihtiyaçlarına en iyi şekilde yanıt verebilecek donanıma sahip olarak mezun olmaları için ne tür çalışmalar yürütülmeli?
Nitelikli insan kaynağı bugün sadece otomasyon sektörünün değil, Türk sanayisinin en önemli konularından biri. Teknolojinin değişim hızı arttıkça üniversitede edinilen teorik bilgi ile sanayinin ihtiyaç duyduğu yetkinlikler arasındaki mesafe de zaman zaman açılabiliyor.
Burada sorumluluğu sadece üniversitelere yüklemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Sanayinin de eğitim sürecine daha fazla dahil olması gerekiyor. Üniversiteler gençlere güçlü bir mühendislik temeli verirken, bizlerin de onları gerçek uygulamalarla, güncel teknolojilerle ve sahadaki problemlerle daha erken tanıştırmamız lazım.

ENOSAD burada üniversite ile sanayi arasında güçlü bir köprü olabilir. Üye firmalarımızda ciddi bir mühendislik ve saha tecrübesi var. Bu birikimi üniversitelerle daha sistematik şekilde buluşturabiliriz. Teknik seminerler, saha ve fabrika ziyaretleri, staj programları, gerçek endüstriyel problemlere dayanan öğrenci projeleri ve sektör profesyonellerinin üniversitelerde daha fazla yer alması bu anlamda önemli.
Genç mühendislere kazandırmamız gereken bir diğer konu da sürekli öğrenme alışkanlığı. Bugün mezun olan bir mühendisin kariyeri boyunca aynı teknoloji bilgisiyle ilerlemesi artık mümkün değil. Yapay zekâdan siber güvenliğe, haberleşme teknolojilerinden veri analitiğine kadar her şey çok hızlı değişiyor.
ENOSAD olarak gençleri sanayiyle mümkün olduğunca erken buluşturmak ve geleceğin otomasyon dünyasına hazırlanabilecekleri ortamı yaratmak istiyoruz.
Uzun yıllardır sahada mühendislik tecrübesi bulunan Delta Vana ile özellikle proses endüstrilerine çözüm üreten bir yöneticisiniz. Bu saha tecrübesi ENOSAD Başkanlığı görevinde size hangi avantajları sağlayacak?
Mühendislik hayatım boyunca proses endüstrilerinin içinde ve sahaya oldukça yakın çalıştım. Rafineri, petrokimya, enerji, kimya gibi sektörlerde farklı tesisleri, teknolojileri ve mühendislik problemlerini yakından görme fırsatım oldu.
Saha insana çok önemli bir şey öğretiyor: Teoride çok doğru görünen bir çözüm, gerçek işletme koşullarında her zaman aynı sonucu vermeyebiliyor. Bir teknolojinin gerçek değerini sahada bir problemi çözdüğünde, güvenilirliği artırdığında, duruşu azalttığında veya tesise ölçülebilir bir fayda sağladığında görüyorsunuz.
Bu tecrübenin ENOSAD Başkanlığında bana sağlayacağı en önemli avantajlardan biri, sektörün ihtiyaçlarına uygulama odaklı bakabilmek. Çünkü sektörümüz sadece teknoloji üreticilerinden veya ürün sağlayıcılarından oluşmuyor. Son kullanıcıdan mühendislik firmasına, sistem entegratöründen üreticiye kadar birbirine bağlı geniş bir yapı var.
Yıllar içerisinde hem global teknoloji üreticileriyle hem de Türkiye’nin önemli sanayi kuruluşlarıyla çalışma fırsatım oldu. Dolayısıyla masanın iki tarafını da yakından tanıdığımı düşünüyorum. Teknolojiyi sunan tarafın da kullanan tarafın da beklentilerini ve sorunlarını gördüm.
ENOSAD Başkanlığında bu tecrübeyi derneğin ortak faydasına taşımak istiyorum. Masada konuştuğumuz konuların sahada bir karşılığının olması, üyelerimizin gerçek ihtiyaçlarına dokunması ve sonuçta Türk sanayisine somut bir değer üretmesi benim için önemli.
Enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, siber güvenlik ve yapay zekâ destekli otomasyon artık tüm dünyanın gündeminde. Türkiye sanayisinin bu dönüşüm yarışında güçlü olduğu ve gelişmesi gerektiğini düşündüğünüz alanlar hangileri?
Türkiye’nin güçlü olduğu taraflardan birinin mühendislik ve uygulama kabiliyeti olduğunu düşünüyorum. Türk mühendisleri sahada çözüm üretme, farklı teknolojileri bir araya getirme ve değişen koşullara hızlı adapte olma konusunda başarılı. Ayrıca çok farklı sektörleri barındıran ciddi bir sanayi altyapımız var. Bu da önemli bir avantaj.
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konusunda son yıllarda ciddi bir farkındalık oluştu. Enerji maliyetleri ve uluslararası pazarlardaki sürdürülebilirlik beklentileri arttıkça bu yatırımlar artık sadece çevresel bir sorumluluk değil, doğrudan rekabet gücünün bir parçası haline geliyor. Otomasyon sektörünün burada oynayacağı çok önemli bir rol var.
Buna karşılık endüstriyel verinin kullanılması, yapay zekânın gerçek üretim süreçlerine entegrasyonu ve özellikle endüstriyel siber güvenlik konularında daha hızlı ilerlememiz gerektiğini düşünüyorum. Tesisler birbirine daha fazla bağlandıkça siber güvenlik artık sadece IT departmanlarının konusu değil; doğrudan üretim sürekliliğinin ve tesis güvenliğinin bir parçası.
Bir diğer konu da kendi teknolojimizi geliştirebilmek. Türkiye’nin mühendislik kabiliyetini sadece global teknolojileri başarıyla uygulayan değil, teknoloji ve ürün geliştiren ve bunları dünyaya satan bir yapıya dönüştürmemiz gerekiyor.

Türkiye’nin bu dönüşüm için ciddi bir potansiyeli var. Bundan sonraki sıçramayı, teknolojiyi yalnızca kullanan değil, geliştiren ve ihraç eden bir otomasyon sektörü yaratabilirsek yapacağımıza inanıyorum.
Son olarak; proses kontrol, ölçüm teknolojileri ve endüstriyel otomasyon ekosisteminde faaliyet gösteren üreticilere, sistem entegratörlerine, mühendislik firmalarına ve genç mühendislere ENOSAD Başkanı olarak vermek istediğiniz mesaj nedir?
Endüstriyel otomasyonun önümüzdeki dönemde sanayinin rekabet gücünü belirleyen en stratejik alanlardan biri olacağına inanıyorum. Dijitalleşme, yapay zekâ, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi bugün konuştuğumuz hemen her konunun temelinde aslında otomasyon var.
Bu nedenle sektörümüzde faaliyet gösteren firmaların kendilerini sadece ürün veya hizmet sağlayıcısı olarak değil, sanayinin dönüşümünde rol alan teknoloji ve çözüm ortakları olarak görmeleri gerektiğini düşünüyorum.
Önümüzde ciddi fırsatlar var. Türkiye güçlü bir sanayi altyapısına, önemli bir mühendislik birikimine ve sahada çözüm üretme kabiliyetine sahip. Ama bu potansiyeli daha ileriye taşıyabilmek için sektör olarak daha fazla iş birliği yapmamız, bilgi ve tecrübemizi paylaşmamız ve kendi teknolojilerimizi geliştirme konusunda daha cesur olmamız gerekiyor.
Genç mühendis arkadaşlarıma da şunu söylemek isterim: Çok hızlı değişen ama aynı zamanda çok büyük fırsatlar barındıran bir sektöre giriyorlar. Teknoloji sürekli değişecek. Bugün kullandığımız birçok araç yarın yerini yenilerine bırakacak. Ama mühendislik temelleri, merak, sürekli öğrenme isteği ve sahayı anlamak her zaman değerini koruyacak.
ENOSAD olarak bizim görevimiz de bu ekosistemi aynı çatı altında buluşturmak, üyelerimiz arasındaki iş birliğini güçlendirmek ve Türkiye’nin otomasyon alanındaki mühendislik gücünü hem ülkemizde hem de uluslararası pazarlarda daha ileriye taşımak.
11.dönemde bunu hep birlikte başarabileceğimize inanıyorum.
MCA World, sanayinin teknoloji ve üretim gündemini 4 – 5 Kasım’da Konya’da buluşturuyor
1
Kimya endüstrisinde tepkime kabı sınır seviye tespiti ve ölçümü
30929 kez okundu
2
Ülkemizde üretilen her 10 aracın 8’inde bizim çeliğimiz kullanılıyor
14911 kez okundu
3
Endüstriyel yakma proseslerinin her alanında Önder Mühendislik imzasını bulabilirsiniz
14709 kez okundu
4
Rekabetçi bir üretim için en önemli etken malzeme ve enerji verimliliği
14605 kez okundu
5
Tasarım ve mühendislik becerimiz bizi en güçlü kılan yönlerimizden
14476 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.