49,4117$%0,04
55,5238€%0,67
65,6340£%0,66
6.582,57%0,95
4.144,66%0,95
%
02:00
Prof. Dr. Nazife Güngör, 2025 Dünya Ekonomik Forumunda ortaya konan verilere işaret ederek, “Söz konusu verilere göre geleceğin meslekleri dijitalleşme ve yapay zekâ ekseninde biçimleniyor. Bu süreçte bazı meslekler veya iş biçimleri belki de tümüyle ortadan kalkarken bazı mesleklerin yıldızı parlayacak ve yeni birtakım meslekler ve iş biçimleri ortaya çıkacak. Dünya Ekonomik Forumunun verileri yapay zekâ odaklı mühendislik alanlarının yıldızının parlayacağına işaret ediyor.” dedi.
Büyük veri uzmanlığı geleceğin meslekleri arasında başköşeye oturacak
Büyük veri uzmanlığının geleceğin meslekleri arasında baş köşeye oturacağını kaydeden Prof. Dr. Nazife Güngör, “Bu sürece çoktan girildi zaten. Veri, günümüz toplumunun en önemli sermayesi haline geldi. Yapay zekânın işleyişi tamamen veri üzerinden gerçekleştiğine göre, veri uzmanlığı geleceğin yıldızı olma yolunda ilerliyor. Dijitalleşme ekseninde veri odaklı bu gidişat beraberinde yazılım, bilgisayar, siber güvenlik gibi alanların da hızla öne çıkmasına ortam oluşturuyor.” diye konuştu.
Bankacılık, muhasebe ve kasiyerlik gibi meslekler kökten değişecek
Otomasyon sürecinin yapay zekâ odaklı olarak geleceğe doğru hızla aşama kaydederek ilerlediğini ifade eden Prof. Dr. Nazife Güngör, “Buna bağlı olarak bankacılık sektöründe iş ve çalışma biçiminin önemli ölçüde değişime uğrayacağı açık. Yanı sıra mali işler ve muhasiplik, kasiyerlik gibi mesleki alanlarda da önemli değişim olacağını görebiliyoruz. Kaldı ki günümüzde marketlerde bilgisayar bazlı ödeme işlemlerinin hızla yayılmaya başladığına tanıklık ediyoruz. Bu gidişle önümüzdeki beş yıl içerisinde kasiyerlik işinin insanlardan makinelere büyük oranda geçmesi olası görünüyor.” ifadesinde bulundu.
İşe alımlarda da yapay zekâ iş başında
Dijitalleşme ve yapay zekâ teknolojilerinin kullanıma girmesiyle birlikte insan kaynakları alanında da iş ve çalışma biçiminin makineleşmeye doğru gittiğini dile getiren Prof. Dr. Nazife Güngör, “Bugün Batılı ülkelerde işe alımlarda çoğunlukla yapay zekânın kullanıma girdiğini görüyoruz Türkiye’de bazı büyük şirketlerde bu yönde uygulamalar başlamış bulunuyor. Dolayısıyla da dijital teknolojilerin ve özellikle de yapay zekanın toplum ve iş yaşamının hemen tüm alanlarında etkin kullanılacağı bir geleceğe doğru ilerliyoruz.” şeklinde konuştu.
Ziraat ve gıda mühendisliği alanları yeniden çekici hale geliyor
Teknolojinin bu denli hızlı gelişmesinin, yaşamın her kesitinin bu gelişmelerin etkisinde kalmasının beraberinde birtakım ciddi sorunları da getirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nazife Güngör, şöyle devam etti:
“Çevre kirliliği, doğanın tehdit altında olması, küresel ısınma, kimyasal odaklı gıda endüstrisi gibi sorunlar dünyanın ve insanlığın geleceğini ciddi biçimde tehlikeye sürüklüyor. Tehlike arttıkça, farkındalık da artıyor neyse ki. Bu da insanlığın bir yandan da iyileşme sürecini başlatması gereğini ortaya koyuyor. Bu doğrultuda doğa dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanıma girmesi, organik gıda endüstrisinin gelişimi, çevre dostu birtakım kent ve yerleşim planlamalarının yapılması gibi stratejiler de geliştirilmeye başlandı. Bu doğrultuda çiftçilik ve tarımcılığın yeniden değer kazandığını görüyoruz. Dolayısıyla da ziraat ve gıda mühendisliği alanları yeniden çekici hale geliyor.”
Üniversitelerin felsefe ve edebiyat bölümleri ilgi çekmiyor
Diğer yandan teknolojinin bu denli öne çıkmasının ve yaşamın tüm alanlarında ağırlığını göstermesinin düşünsel ve sanatsal yaratıcılığa ilişkin mesleki alanlarının giderek ivme yitirmesine neden olduğuna da vurgu yapan Prof. Dr. Nazife Güngör, şöyle devam etti:
“Asıl tehlike de bence bu noktada yoğunlaşıyor. İşlerin kolaylaşması, daha az zamanda daha çok işin yapılması, iş ve çalışma dünyasında verimliliğin artması elbette gelişme adına iyi bir şey. Ancak bu makineleşme sürecinin insanların duygusal, ruhsal gelişmeleri üzerinde olumsuz etki yapması da olası görünüyor. Doğadan giderek kopan, kent yaşamının teknolojiyle sarmalanmış ortamında yalnızlaşan, yabancılaşan insandan ‘insanca yarınlar’ kurmasını beklemek boşuna.
Her dönem elbette kendi kültürel formlarını üretir, kendi yaşam tarzını geliştirir. İnsanlık tarihinin her dönemi kendine özgü bir insansal, toplumsal, kültürel karakter ortaya koymuştur. Ancak hiçbir dönemde insanlık bu kadar kendinden uzaklaşmamış, maddi dünyanın çekiciliğine bu kadar kapılmamıştı. Bunun mikro ve makro düzeyde önemli göstergeleri var. Son yıllarda üniversitelerin felsefe ve edebiyat bölümleri ilgi çekmiyorsa, bunun altında başka bir neden aramaya gerek yok. Aynı şekilde ülkeler/devletler kaynaklarının çoğunu savunmaya ve silahlanmaya ayırıyorlarsa, bunun altında da başka bir neden aramaya gerek yok. Çevremiz kan revan içerisindeyse, bunun altında da başka bir neden aramaya gerek yok. İnsanlık güya barbarlık dönemlerini gerilerde bırakıp uygarlık dönemine girdi. Ama değişen bir şey yok. Oyunun kuralı aynı, sadece aparatlar değişti. Üstelik de sorun derinleşerek devam ediyor. İnsanlar, birbirlerinin yok edilmesi üzerinden kendi varlıklarını kurmaya çalışıyorlar. İnsanlar olmak ve olmamak mottosu etrafında tartışmaktan çoktan vazgeçti. Şimdi sorun var kalmak veya yok olmak.”

Kendi üretimimiz olan teknolojinin bizi yönetmemesi için gerekli önlemler alınmalı
Bir yandan dünyanın gidişine ayak uydurmak gerektiğini de kaydeden Prof. Dr. Nazife Güngör, “Teknolojik gelişmelerle birlikte yeni mesleki alanlarda kendimizi yetiştirelim. Eğitim kurumları müfredatlarını yeni gelişmelere ve geleceğin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemek zorunda. Ancak diğer yandan bütün bu teknolojik gelişmeler karşısında üstünlüğü makineye kaptırmamak için neler yapmamız gerektiği üzerinde düşünmeliyiz. Kendi üretimimiz olan teknolojinin bizi yönetmemesi için gerekli önlemleri almalıyız. Mademki içerisinde yaşadığımız bu gezegen insandan oluşuyor, o halde her tür inşanın da insan tarafından yapılması gerekir. Dünyanın insana yakışır biçimde inşa edilmesi için de insanın insan kalmayı tercih etmesi şart. Bunun için de teknolojide gelişmeliyiz, ancak sanattan, edebiyattan, felsefeden de vazgeçmemeliyiz. Dolayısıyla da kendimizi, insanlığımızı terk etmemeliyiz.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Gran Fondo Trabzon 2025 Sona Erdi
1
GABORAS ve RE-OS’tan Gayrimenkul Sektörüne Stratejik Dijital Güç Birliği
98361 kez okundu
2
Amgen Türkiye’de Üst Düzey Atama
22999 kez okundu
3
Orzax, ‘THE FUTURE IS NOW’ Temasıyla 2026 Yol Haritasını Paylaştı
18083 kez okundu
4
Zonguldak’ta Maden Ocağında Göçük
17889 kez okundu
5
Deneyim Mimarlığı, Verimliliği ve Müşteri Sadakatini Artıyor
16628 kez okundu
İstanbul’da gözler okul tatili kararında
United Global Ro-Ro, filosuna iki yeni gemi ekleyerek taşıma kapasitesini yüzde 22 artırdı
Hedef yapılaşmada endüstriyel dönüşüm ve yüzde 15 büyüme
Türk otomotiv yan sanayinin rekabet avantajı eriyor
Yeni akış ölçüm çözümü, verimliliğini ve çalışma süresini artırıyor
Avrupa’daki sanayi liderlerinin yarısından fazlasına göre su kıtlığı beş yıl içinde büyümeyi tehdit edecek
Limak Çimento’nun insan odaklı dönüşümü, sektör sınırlarını aşarak küresel ölçekte ses getirdi
İnşaat sektöründe durgunluk sürüyor
Enerjisa Üretim’de kadınların sahadaki gücü Ovacık’tan Harmancık’a uzandı
Çok ülkeli üretimde ERP’nin yeni rolü: Global standart, yerel uyum
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.