44,8950$% 0.23
52,8913€% -0.09
60,8054£% 0.01
6.965,35%1,07
4.829,68%0,85
14.587,93%2,72
02:00
Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY, Türkiye Yeşil Hidrojen çalışmasını yayımladı. Çalışma; Avrupa Birliği’ne ihracat yapan ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin, AB’nin karbon ayak izini azaltmaya yönelik hayata geçirdiği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na (SKDM) olan uyumunu ve kapsama girecek sektörleri nasıl etkileyeceğini inceliyor. Karbon yoğun ürünlerin ithalatında ek maliyetler uygulayarak yeşil dönüşümü teşvik etmeyi hedefleyen SKDM, 2027 yılında uygulanmaya başlayacak. SKDM’nin ilk etapta çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre sektörlerini kapsaması planlanıyor. İlerleyen dönemde ise kimya, seramik, cam ve mobilite gibi sektörlerin de kapsam dahilinde olması bekleniyor.
EY Türkiye ekipleri; Yeşil Hidrojen Analizi kapsamında Türkiye’deki demir-çelik, çimento, seramik, alüminyum, cam, enerji, mobilite, kimya ve gübre sektöründeki 20 öncü sektör oyuncusunun üst düzey yöneticileri ile yeşil hidrojen kullanımı, SKDM etkileri, AB’ye ihracat hacimleri ve karbonsuzlaştırma faaliyetleri gibi kritik konuları görüştü.

Kimya sektörü en yüksek ihracat rakamına sahip
Uluslararası Ticaret Merkezi verilerine göre; Türkiye’nin 2019-2023 yılları arasında, SKDM etkisi altındaki önemli sektörlerde ihracat büyümesinin %7,4 olduğu görülüyor. Sektörler bazında incelendiğinde ise; demir ve çelik ihracatının 2019’da %41,45 olan payının 2023’te %35,3’e düştüğü ve bu durumun jeopolitik zorluklar ile artan enerji maliyetlerinden kaynaklandığı görülüyor. Alüminyum ihracatı 2019’daki %7,73’lük oran 2023’te %9,93’e çıkarken, çimento ihracatının 2019’da %10,43 olan payı 2023’te %9,61’e hafif bir düşüş gösteriyor. Kimya ihracatının ise 2023’te 20,63 milyar dolarlık değerle en büyük ihracat sektörü haline gelmesi ve 18,91 milyar dolara sahip demir-çelik sektörünü 1,72 milyar dolar fark ile geride bırakması dikkat çekiyor.
Türkiye’de yeşil hidrojen talebi 2050’de 6 milyon tona çıkabilir
SKDM’nin getirdiği mali baskılar, karbon emisyonunu azaltmak için yeşil hidrojeni sürdürülebilir bir çözüm haline getiriyor. EY analizine göre;Türkiye’nin 2020 yılında yaklaşık 0,8 milyon ton hidrojen kullandığı ve %99’unun gri olduğu tahmin ediliyor. Çalışmada, 2050 yılında Türkiye’de yeşil hidrojen talebinin 5,5-6 milyon tona çıkabileceği değerlendiriliyor.
2040 yılından itibaren yeşil, mavi ve gri hidrojen talebinin piyasada birbirine çok yakın olacağını ve bu tarihten itibaren bu durumun yeşil hidrojen lehine değişmesi bekleniyor.
Öte yandan Türkiye Ulusal Enerji Planı’na göre, Türkiye’de 2030 yılında 2 GW, 2035’te 5 GW, 2053’te 70 GW elektrolizör kapasitesine ulaşılması planlanıyor. Tüm bu politikalar doğrultusunda, hedeflenen yıllık üretim kapasitelerinin 2030 yılında 175-180 bin ton, 2035 yılında 400-450 bin ton, 2053 yılında ise 6-6.5 milyon ton hidrojen olması tahmin ediliyor.
Sektör paydaşları ile yapılan görüşmeler doğrultusunda; sektörlerin yeşil hidrojen kullanma eğiliminde çimento, demir-çelik, seramik ve kimya olarak 4 sektör öne çıkıyor:
EY Parthenon Şirket Ortağı Cem Çamlı, raporla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye Yeşil Hidrojen Analizimiz doğrultusunda, Türkiye’deki birçok sektörün SKDM düzenlemelerinden etkileneceğini görüyoruz.Türkiye’nin çimento sektörünün karbon azaltımına odaklandığını ancak AB’nin SKDM düzenlemelerinden kaynaklanan altyapı eksiklikleri ve baskılarıyla karşı karşıya olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda, SKDM kapsamında olan demir ve çelik sektörü de yüksek emisyonlara sahip. Bazı firmalar karbonsuzlaşma planları yaparken bazılarının da henüz harekete geçmediği dikkat çekiyor. Seramik sektörü ise artan maliyetler nedeniyle sürdürülebilirliğe odaklanarak yenilenebilir enerjiye geçiş yapıyor, ancak yeşil hidrojen kapsamında henüz pilot aşamasında.
Tüm bu sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda; yenilenebilir enerji maliyetlerindeki düşüş, elektrolizör maliyetlerinin azalması ve verimliliğindeki gelişmeler, yeşil hidrojen üretiminde önemli ilerlemeler sağlayacaktır. Bu teknolojik gelişmeler sayesinde, günümüzde yüksek olan yeşil hidrojen fiyatlarının gelecekte, özellikle yenilikçi teknolojilerin ve üretim süreçlerinin olgunlaşmasıyla birlikte, kilogram başına 2 ABD doları seviyelerine kadar gerilemesi bekleniyor. Bu potansiyel fiyat düşüşü, yeşil hidrojenin daha geniş ölçekte benimsenmesine ve enerji sektöründe daha rekabetçi bir yenilenebilir enerji kaynağı haline gelmesine olanak sağlayabilir. Türkiye’de yakın gelecekte, yeşil hidrojen ile ilgili mevzuat, düzenleme ve teşviklerin de şekillenmesini bekliyoruz.”
Humanis 30 Mart Sıfır Atık Günü’nde Sektöre Öncülük Ediyor
1
Orzax, ‘THE FUTURE IS NOW’ Temasıyla 2026 Yol Haritasını Paylaştı
17796 kez okundu
2
Zonguldak’ta Maden Ocağında Göçük
16250 kez okundu
3
Pratik Finansman’da Üst Düzey Atama
14625 kez okundu
4
MCA WORLD 2025 Fuarı Yeniliklerle Satışa Açıldı
11040 kez okundu
5
UiPath Platform™, TIME Dergisi Tarafından 2025’in En İyi Buluşları Arasında Gösterildi
10789 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.